VİDEOLAR

27
Eylül
UMUT KUYRUĞU!

UMUT KUYRUĞU!

29
Aralık
Gökçe Konseri

Gökçe Konseri

25
Aralık
Engelsiz kutlama!

Engelsiz kutlama!

MAGAZİN - KÜLTÜR - SANAT

  • ‘KLEON; Cumhuriyet’in öteki çocuğu’
    ‘KLEON; Cumhuriyet’in öteki çocuğu’

    Yazar Meltem Deniz’in ‘KLEON, Cumhuriyet’in öteki çocuğu’ isimli kitabı okuyucu ile buluştu. Eserde “Çağdaş uygarlık değerinin ne kadarını anlayıp benimseyebildik?” sorusu ile başlayan Deniz, çağdaş medeniyetler seviyesine çıkmanın temel koşulunun “ifade özgürlüğünden” geçtiğinin altını çiziyor.

    Meltem Deniz, bu konudaki düşüncelerini kitabın önsüzünde, George Orwell’in, “Özgün olmanın en ufak bir anlamı varsa bu, insanlara duymayı istemediklerini söyleme hakkıdır.” atıfta bulunarak, açıklıyor.

    Kitabında “Özünde eğitimsiz olduğu için kendi bildiğinin ve alışık olduğunun dışına çıkamayan Kleon’un Atatürk’e ve çağdaşlığa bakışını; beraberinde Kleon için yazılmış bir hatıratı” konu eden Deniz, “Bildiğimizin ve alışık olduğumuzun dışına çıkabilmeliyiz. Akıl yürütme, yargılama ve doğru sonuca varabilme yeteneğimiz geliştirilmiş ve aklın yolunda olacak şekilde hazırlanabilmişsek, bunu başarabiliriz.” diyor… Yazar Meltem Deniz, ilk eseri olan “KLEON” ile ilgili sorularımızı cevapladı.

    Kitabınızın adı olan ‘Kleon’un öyküsünden söz edebilir misiniz?

    Aslında Kleon, Eski Yunan’da yaşamış Atinalı bir general ve politikacıdır. Orta sınıfın ilk ve en önemli temsilcisi olarak kabul ediliyor.  Eski Atina’da kendisinden önceki bütün politikacıların soylular arasından çıkması geleneğini sonlandırdığı için “halkın politikacısı (halk çocuğu)” olarak tanımlanmış.  Kitapta biraz daha detaylı aktardım. Ünlü İngiliz tarihçi Arnold Toynbee, uygarlıkları incelediği eserinde, “ikinci nesil uygarlık” diye tarif ettiği uygarlıkta var olabilecek bir vatandaş tipine, bu Kleon’dan esinlenerek Kleon ismini vermiş.  Toynbee’nin tarif ettiği ikinci nesil uygarlık bizim Cumhuriyet’imizle çok uyumlu olduğu için, ben de kitabıma bu ismi verdim. Toynbee’nin Kleon olarak tarif ettiği vatandaş, özünde eğitimsiz olduğu için kendi bildiğinin ve alıştığının dışına çıkamadığından, manevi açlığını doyuramayan yeni kültürü reddeder ve ruhunu yeni din arayışları, türlü akımlarla doyurmaya çalışır.  Ben, Kleon’u, bize uyarlaması ile Cumhuriyet’in yetiştirmek istediği çocuktan çok farklı olduğu için öteki çocuk olarak isimlendirdim ve Kleon’u biraz daha geniş kapsamlı anlayıp anlatmaya çalıştım.    

    Kitabınızda neyi anlatıyorsunuz? Okuyucu aktarmak istediğiniz mesajlar nedir?

    Anlatmaya çabaladığım çok şey var; ama en önemlisi, Mustafa Kemal’in neyi temsil ettiği, ülküsünün ne olduğu ve buna nasıl ulaşabileceğimizdir. Bana göre, Atatürk, çağdaşlığın temsilcisidir ve bütün gayesi, Türkiye Halkı’nı yani Atatürk’ün tanımı ile Türk Milleti’ni, çağdaş uygarlığın evladı haline dönüştürmekti.  Böylece Türkiye de çağdaş uygarlık seviyesine yükselmiş olacaktı.  Ne yazık ki bunu henüz başaramadık ve hatta bizi aksi yöne götürecek bir yola girdik, daha doğrusu çoktan girmişiz.  Bu yanlış yoldan mutlaka dönmeyi başarmalıyız. Gözleyebildiğim kadarı ile çağdaş uygarlığın evladı olmak konusundaki başarısızlığımızın en önemli nedeni, anayasamız ifade özgürlüğümüzü teminat altına almadığı için, ifade özgürlüğümüzün olamamasıdır. Bunu, her şeyin başlangıç noktası olarak görüyorum.  Bunun sonucunda, demokrasimizi bir türlü geliştiremiyor, eksikliklerimizi gideremiyor, sorunlarımıza çözüm üretemiyoruz.  Kitabımda irdelediğim Rıza Nur’un hatıratının bugüne kadar sorgusuz sualsiz kabul görmüş olmasının ardında da aynı sebep yatar. İfade özgürlüğü, hazır bir paket gibi önümüze sunulmaz.  Biz istersek ancak olabilir.  Bunu isteyebilmek için, ifade özgürlüğünün ne olduğunu ve hayatımızı olumlu yönde nasıl değiştireceğini idrak edebilmeliyiz.  Yani, aslında, çağdaş uygarlığın tüm değerlerini bilmeliyiz, benimsemeliyiz ki bu değerleri ülkemizde hayata geçirebilelim.  Ne yazık ki çok sayıda vatandaşımız var ki Türkiye’de herkes her istediğini yazıp söylüyor, ifade özgürlüğü var, diyorlar; demokrasiyi, çoğunluğun dediği olan bir rejim olarak algılıyorlar. Bundan biraz daha kötü olanı ise, çağdaşlığın, dine karşı tehdit olarak algılanması. Bütün sorunlarımız her ne kadar bir yanıyla yumurta-tavuk ilişkisi gibi görünüyorsa da, bir yerden başlamalıyız ve o yer ifade özgürlüğü olmalıdır.  Amerika’nın 1791 yılında anayasasına koyduğu bu en temel insan hakkının hâlâ ülkemizde olmamasına, içtenlikle üzüntü duyuyorum.                      
    Kitabınızda günümüzü ilgilendiren güncel konular var mı?

    Elbette.  Kökleri eskiye dayansa da, Atatürk’e yani çağdaşlığa olan küskünlük ve direnme, ülkede bir türlü insan hakları ve demokrasi konusunda sorunların giderilemiyor olması, bana göre bu toplumun hâlâ en güncel konusudur.  Bu bir türlü barışamamanın, direnmenin ve değişememenin en önemli sebebi kültür ve yanlış eğitimdir.  Eğitim dediğimde, öğrenimi kastetmiyorum.  Toplumun adeta bütün hücrelerine işlemiş biyat kültürü, sorgulamayı soru sormayı yasak eden anlayış, kendi bildiğinin ve alıştığının dışına çıkamamak, hükme varırken bilgi yerine mantık kullanmak, ancak çağdaş eğitimle düzelebilir inancındayım. Eğitim anlayışını düzeltebilmek için de yine ifade özgürlüğüne ihtiyacımız var.    
    İlk çalışmanız olan ‘Kleon’u ne kadarlık bir sürede hazırladınız? Kaç bölümden oluşuyor? 
    Rıza Nur’un hatıratını sorgulamak için British Museum (Britanya Müzesi)’ne yazdığım ilk mektubun tarihinden başlarsak, 2 yılı biraz geçti.  Hatıratın orijinali Eski Türkçedir.  Başlarda, Eski Türkçe’yi öğrenebileceğime hiç ihtimal dahi vermemiştim. Sonunda bilmezsem yeterince inceleyemeyeceğimi anlayınca, Eski Türkçe öğrendim. Bu nedenle biraz zikzaklı uzun ama keyifli bir yolculuk oldu.  Kitap, toplam 168 sayfa.  Görünürde 17 bölümden oluşuyor, fakat ben okurların bu bölümleri bir diğerine bağlantı kurarak okumalarını diliyorum.  

    Kitapla ilgili eklemek istedikleriniz?

    Rıza Nur’un hatıratının otantikliğini şüpheye düşürecek belgeler bulmuş ve bunlara kitapta yer vermiştim.  Bunlara yenileri eklenirse, ayrıca kaleme alacağım.  Bununla birlikte okurların, Kleon’u, öncelikle ama bu hatırat ama bir başka kaynak, bize sunulan bilgilerin doğru olup olmadıklarını nasıl değerlendireceğiz konusuna önem vererek okumalarını diliyorum

    Başka kitap çalışmalarınız da var mı?

    Yazmayı istediğim bir kaç şey var ama henüz başlamış olduğum bir çalışma yok.
     
    Meltem Deniz kimdir?

    1962 yılında Adana’da doğdum. Üsküdar Amerikan Kız Lisesi ve İ.Ü. Çapa Diş Hekimliği Fakültesinden mezun oldum.  Üniversite sonrası eğitimim için ilk kez 1988 yılında, sonra yeniden 1999 yılında ABD’ye gittim.  Yaklaşık 20 yıl kaldıktan sonra, 2015 yılında Türkiye’ye döndüm.  Bu sayede edindiğim bilgi ve tecrübe, bana ülkeme dışarıdan bakabilmeyi, demokraside ve bilimde ileri bir ülke ile kıyaslama imkanı sağladı.  Beni bu kitabı yazmaya teşvik eden en önemli etkenlerden biri budur. İzlenimlerimi aktarmak ve paylaşmak istedim.    


FOTO GALERİ

  • Kapadokya'da kar kartpostallık görüntüler ortaya çıkardı

EKONOMİ

  • ‘Paranın yörüngesini anlamamız şart’
    ‘Paranın yörüngesini anlamamız şart’

    Adana İş Kadınları Derneği (İŞKAD), "2020 Global ve Glokal Ekonomi Görünüm" paneli düzenledi. Adana Seyhan Otelinde düzenlenen panele konuşmacı olarak Ekonomist Gökhan Şen katıldı. 

    ‘Tasarruf oranı yüzde 15’e ulaştı’

    Adana Milletvekilleri Müzeyyen Şevkin, Ayşe Sibel Ersoy, Seyhan Belediye Başkanı Akif Kemal Akay, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, Ticaret İl Müdürü Adnan Ekiz, STK, siyaset ve iş dünyası insanları ile İŞKAD üyelerinin katıldığı etkinliğin açılış konuşmasını yapan Adana İş Kadınları Derneği (İŞKAD) Başkanı Berman Mantı, “Bugün ekonomi ve iş dünyasına yön veren birçok kurum finansal okuryazarlığın anlaşılması ve yaygınlaştırılması için bir çaba sarfediyor. Bunun ana sebebi ise; artık kişilerin finansal hayatını yönetiyor olmaları, ülkelerin ekonomilerini yönetiyor olmaları kadar önemli hale gelmesidir. Hane halkının gelirinden tasarruf edebilmesi ve bunu en etkin yatırım haline dönüştürmesi de finansal okur yazarlığın hedefleri arasında yer almaktadır. Şu an hane halkı tasarruf oranı yüzde 15’e ulaştı. Bu ilerlemeye şüphesiz ki bireysel emeklilik sisteminin çok büyük katkısı var. Yaklaşık 7 milyona varan BES katılımcısı ile 119 milyar TL bir fona ulaşılmıştır. Otomatik katılım ile bu fonun daha hızlı büyüdüğünü görebiliyoruz.” dedi. 

    ‘İşletmelerimizin rotasını belirlemeliyiz’

     Bireysel tarafta tasarruf ve tasarrufların etkin korunması önemli olduğunu dile getiren Mantı, “Ticari tarafta da şirketlerimizin sürdürülebilir bir büyüme ve karlılık için finans yöntemlerini tekrar gözden geçirmeleri ve global konjonktüre göre pozisyon almaları artık hayati önem taşımaktadır. Mikro düzeyde finans yönetimi için makro düzeyde eğilimlerin ne olduğunu artık anlamak ve analiz etmek durumundayız. 2020 baş döndürücü bir hızla başladı. Çin ile ABD arasındaki usul anlaşmaları, Çin’in 2020 büyüme oranı, bretixin İngiltere üzerine etkileri, İtalya hükümetinin Avrupa Birliğini endişelendiren kamu borç stoğu ve buna benzer 2020’de gerçekleşebilecek hikâyeleri okuyabilmeli ve bu doğrultuda işletmelerimizin rotasını belirlemeliyiz.” şeklinde konuştu. 

    ‘Finansal okur yazarlık’
     
    “Öylesine açık öylesine global ekonomi içerisindeyiz ki dikey kentsel yaşamda komşularımızı tanımıyor olabiliriz; ama Japon halkının tüketim eğilimini, ABD  halkının güvene dayalı ürettiği tüketici güven endeksini takip ediyor olmamız paranın yörüngesini anlamamız için mutlak şart.” diye konuşmasına devam eden Mantı,  Bu kapsamda Biz İŞKAD olarak  kentimize ait tüm kurumlarla işbirliği ve entegrasyon geliştirerek, ticari tüm yapıları kapsayacak şekilde finansal okur yazarlığa yönelik algının oluşturulmasını ön hedefimiz olarak görüyor ve bu önemli kavramı biz de kentimizde geliştirmek üzere iş dünyasını, öğrencilerimizi ve ev hanımlarımızı da içine alan bir çok farklı segmentte finansal okur yazarlık  eğitimlerini düzenliyoruz.” açıklamasını yaptı.

    ‘Şirket bilançoları bozulmuştur’
     
    Türkiye ekonomisinin geçmiş 10 yıllık performansını gözler önüne seren Ekonomist Gökhan Şen, konuşmasında “Ülkemiz 2010 yılının başlarında çok güçlü sermaye akımları çekmiştir. Genç nüfus ve güçlü tüketim iştahı ile ekonomimiz birçok gelişen ülkeyi geride bıraktı. Ancak son yıllarda zayıflayan büyüme profili ile birlikte şirket bilançoları bozulmuştur.” dedi.  Yüksek borçlu şirketlerin yatırım yapma ve istihdam yaratma kapasitelerinin zayıfladığını belirten Şen, büyüme potansiyelini bu borçların sınırladığını söyleyerek Türkiye’de makroekonomik performansın 2020 beklentilerini paylaştı. İŞKAD Başkanı Berman Mantı, program kapsamında Gökhan Şen’e, ve robotik kodlamadaki başarılarından dolayı Vakıfbank Ortaokulu yöneticilerine teşekkür ederek plaket sundu.