BİLMEM FARKINDA MISINIZ? - Ata Ivak

15 Kasım 2019 Cuma 17:42

Gitgide yalnızlaşıyoruz. Aslında çok fazla kalabalıklar içindeyiz, çok fazla gün içinde güzel yerlere de gidiyoruz, çok fazla insanla da konuşuyoruz. Ama yine de yalnızız.  İnsanların birbirine çok az ihtiyaç duyduğu bir topluma dönüştük yavaş yavaş ve gitgide de dönüşüyoruz. Bilmem farkında mısınız? Eskiden navigasyon yerine, telefon açıp adres tarifi aldığımız, doğum günü için mesajlar,  yerine arkadaşlarımıza birebir sürprizler hazırladığımız, insanlarla buluşacağımız günlerde özenle hazırlanıp kıyafetlerimizi ütülediğimiz o günler maziye karıştı neredeyse. Şimdi her şey her şeyin yerini tutar oldu.

Her şeyin bir ikamesi var bizler için. İnsanlara ihtiyaç duymadan yaşayan birer ölü olduk hepimiz. Aslında hepimiz bu durumu görüp ayak uyduruyoruz. Hepimiz bunu biliyoruz ama bu döngüye girmekten de kendimizi alamıyoruz. Çünkü kolay geliyor, zahmetsiz geliyor. İnsanlarla birebir ilişki kurup güvenmek bir cihazla iş bitirmekten daha zor geliyor bizlere. Göz göze bakıp konuşmak, karşımızdakini dinlemek, bir videoyu ya da yorumu sosyal medyada beğenmekten daha zor geliyor. Evet, itiraf edin. Sizin içinde öyle değil mi?

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada en çok dinlenilen eski parçalara göz gezdiriyordum. Her zaman ki gibi, her klibin altına yorumlar bırakılıyor. Herkes dinleyince, hissettiği yada hatırladığı anıları yazıyor birer birer… İçlerinden bir yorum dikkatimi çekti. Parça Aşkın Nur Yenginin ilk çıktığı zamanlara ait klasik ama hit olmuş, unutulmaz bir parçasıydı. Adını şu an hatırlayamadım. Dinleyicilerden biri; “Çok güzel zamanlardı. Şimdi her şey var ama hayatın eski tadı yok.” yazmış. Şarkıdan çok bu cümle beni etkiledi. Ne kadar doğru ama hüzünlü dedim içimden.  İlişkilerimiz ne kadar zayıflıyor. İnsanlar birbirinden ne kadar uzak, boş ve amaçsız. Her kes bir robot gibi sanki. Ancak iş ortamlarında ya da çok elzem durumlarda bir araya gelen insanlar olduk sanki. Hepimiz böyleyiz demiyorum. Ebetteki değiliz. Halen insan ilişkilerine dostluklara değer verenlerimiz bunun için mücadele edenlerimiz var. Onlara inanılmaz saygı duyuyorum ve çok seviyorum.

Ancak sizde farkındasınız ki bu nadir insanların varlığına da neredeyse şükür eder olduk. O yüzden artık geç kalmadan bazı durumları düzeltmemiz gerekiyor. Tabiki o zamanlardaki şartlar koşullar şimdi yok ancak o zamanları gören insanların sözünün söz olduğu, kıymetinin her şeyin üstünde olduğu günleri büyüklerimizden dinleyen, bilen, yaşayan bizler varız. Bizlerin en büyük görevi de bunları çevremize çocuklarımıza aşılamak diye düşünüyorum. İnsani duyguların geri plana atılmadığı, daha çok güvene dayalı birebir kendini ifade eden, konuşan, mücadele eden bireyler olmalıyız. Buna ihtiyacımız var.

Bazen diyorum ki; İyi ki dansın içindeyim. Bu sosyal ortamı, harika insanlarla paylaşıyorum. Onları görüp, hatta uzun zaman göremediklerimle dahi birebir sohbet etme şansı yakalıyorum. İnsanların gözlerinin içine bakıyorum. Kısmen de olsa telefonlardan, tabletlerden uzak, dans ediyoruz. Harika müzikler dinliyoruz.

Yeni öğrendiğimiz dans figürleriyle pratik yapıyoruz. Temiz havada stresten ve bütün olumsuzluklardan uzak kendimizi dansla yoğuruyoruz.  Ve en önemlisi insan ilişkilerimizi de kuvvetlendirme şansımız oluyor. Bunun ne demek olduğunu ve kısa da olsa bu anların ne kadar değerli olduğunu anlıyorsunuz. O yüzden iyi ki bu organizasyonları düzenliyorum ve insanların soluk almasına bir nebzede olsa faydam oluyor. 
Peki, sizler kendinize soruyor musunuz ne kadar kendimi bu rutine kaptırmışım gidiyorum diye? Bence sormalısınız. Bizim her şeye cevap verebilen insan ilişkileri kuvvetli özgüvenli bireyler olmamız ve öyle cesur gözü pek başarılı çocuklar yetiştirmemiz lazım. Dansla kalın. Sevgiyle kalın. Haftaya görüşmek üzere… 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI