POZİTİF - Ata Ivak

6 Nisan 2020 Pazartesi 17:25

Şu an dünya üzerinde yaşayan milyonlarca insanın tek derdi, mücadele edilen küresel salgın. Evet haftalardır korona virüsle yatıp korona virüsle kalktığımız şu günlerde herkesin aklından hep aynı sorular geçiyordur eminim: Ne zaman bizi terk edecek bu düşman?... İnsanoğlunun çaresiz kaldığı bir noktada elimizdeki önlem paketleriyle bu düşmanın yayılmasını durdurabiliyoruz ancak. O yüzden  sağlık bakanımızın talimatlarına uymalı ve buna göre bizlerde kendi tedbirlerimizi almalıyız. 
Geçtiğimiz günlerde bir söyleşide yine Türkiye'nin önde gelen göğüs hastalıkları uzmanları, enfeksiyon profesörleri ve psikiyatristler bir araya gelmişler bu konuyla ilgili tecrübelerini anlatıp seyircilerden gelen  soruları yanıtlıyorlardı. Bende ister istemez programa bir göz attım. Uzmanların tahmin edilen açıklamaları sonrasında söz bir psikiyatriste geldi. O da bu söylenenlere katıldığını tedbiri asla elden bırakmamız gerektiğini söyledi.  Ancak bunun yanında, kaygıyı ve endişeyi arttırıcı çok fazla haber izlememizin sakıncalı olduğunu, koronayla yatıp koronayla kalkmamızın bizi olumsuz yönde etkileyeceğini kaydetti. “Bunun yanında, şu an zaten her ne kadar diğer ülkelerden iyi durumda da olsak kötünün iyisi bir tabloyla karşı karşıyayız. Eğer bütün işimizi gücümüzü bırakıp sadece buna odaklanırsak kaygımızı arttırmakla birlikte pozitif düşüncemizi de yok ederiz.” dedi. O kadar haklıydı ki. Bende bunu düşündüm biraz. Korona virüsü bir kenara bırakın. Diyelim ki zor bir hastalığımız var. Bütün vitaminleri ve ilaçları alıp gerekli programı sonuna kadar uyguluyoruz ancak bunun yanında da da hep olumsuz haberler dinliyor o hastalıkla ilgili devamlı surette kötü senaryoları aklımıza getiriyoruz. Bu durumda sizce iyileşmek mümkün müdür ? Nerede kaldı sizin pozitif duygularınız, düşünceleriniz, azminiz ? Programda psikiyatristlerden biri:  “Madem savaşıyorsunuz savaşın olumsuzluklarına bu kadar odaklanmayın.” dedi.

 “Ben sizin yerinizde olsam ve bütün günü evde geçirmek zorunda olsam, sevdiğim müzikleri, sevdiğim filmleri açarım. Günümü onlarla geçiririm. Bunun yanında çok isteyip de ertelediğim romanları okurum.”diye konuştu.

O kadar güzel konuştu ki. Umarım bir çoğunuz onu dinlemiştir. Pozitif düşünce aldığınız ilaç kadar, savaşırken yaptığınız egzersiz programı kadar önemlidir.  Ben derslerimi  yaparken öğrencilerime de sık sık bunu aşılamaya çalışıyorum. “Her zaman pozitif düşünün. Ben bunu aşacağım bunu başaracağım ben iyiyim.” cümlelerini kendinize tekrar edin, derim. Her zaman gülümseyin. Yapmanız gereken programları sıraya koyun, Hiçbir zaman karamsarlığa kapılıp planlarınızı ertelemeyin. Başarmanız gereken işlerin üzerine gidin ve üstesinden gelin. Eminim başaracaksınız. Eminim millet olarak başaracağız. Buna sonsuz inancım var. Yeterki meseleyi çözümsüz görmeyelim ve meseleye olumsuz bakmayalım. 

Derslerde öğrencilerime bunu aşılamaya çalışıyorum. Unutmayın kimse annesinin karnından bir şeyleri başararak çıkmıyor. Genetik faktörler dışında her şey sonradan öğrenilerek insanların hayatında bir yer ediniyor.  Bunun farkında olmalı ve pozitif enerjimizi asla köreltmemeliyiz. Yani kısaca ne hayatı ölümüne önemseyin nede dibine kadar boş verin. Her zaman bir orta yol bulup kendinizi sağlam bir pozitif enerjiyle donatın ...

Bu günler geçecek. Yine gülüp, danslarımızı edip her beraber coşacağımız zamanlar yola çıktılar geliyorlar. O günler için kendinizi hazırlayın. Moralinizi her  zaman yüksek tutun. Ev programınızı uygulayın. Pozitif düşünün. 
Sanatla kalın. Dansla kalın. Haftaya görüşmek üzere…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI