YIL YENİ AMA SIKINTILAR BAKİ… - Ata Ivak

5 Aralık 2018 Çarşamba 00:22

Ne zamandır fırsat bulup yazamadım; tatsız şeyler, bazı uğraşlar derken bir köşe görevim de vardı benim diyip oturdum klavyenin başına.

Emekli Kurmay Albay bir büyüğüm Milli Mücadele döneminde Adana basını ile ilgili bir kitap yazdı, ben de editörlüğünü yaptım, eserin sahibi emekli ve idealist bir asker olunca işi daha da zordu inanın. O kadar mükemmeliyetçi ki, her satıra günlerce yoğunlaştım; ama inanılmaz mutlu bir iş çıktı ortaya; çünkü benim için tarih dersi almak gibi bir süreçti.  Tabii bu uğraşın yanında bir de cenazemiz vardı, o da engel oldu köşemle ilgilenmeme.

Malum yılbaşıydı. Bu hafta sosyal medya yine yoğundu, Noel mi yılbaşı mı tartışmalarıyla. Hala bunu tartışıyoruz, hala oruç nelerin bozduğunu tartıştığımız gibi. Hala başkalarının cehennemini, cennetini kendimize dert ediyoruz ve yasaklar hep din üzerine kurulu. Hayır, size ne? Biz sadece yeni yılın gelişini kutluyoruz hakikaten. Bana da hizmet sektörünün çıldırmış gibi fiyatlar yüklemesine sebep olan bu özel günler saçma geliyor ama bunu dini bir sebebe bağlamıyorum, sadece çok hoşlanmıyorum. Yılbaşı kutlayana münafık gözüyle bakmak dünyanın en çirkin ithamı değil mi sizce de? O zaman doğum günü kutlayan ateist, sevgililer günü kutlayan deist, yıldönümü kutlayan Budist! Bayağı tarikat işlerinin başrolünde bir öğrencim bana yılbaşı kutlamak yasak çünkü o gün İsa doğdu ve içki çok tüketiliyor demişti. Ee İsa da peygamber. Bizim dinimizi yaymadı diye din adamı ve kutsal değil mi diyeceğiz? Ayrıca içen içer, parasını sen mi ödüyorsun? Çocukların, hayvanların hakkını bu kadar gözetseniz dünya cennet olacak haberiniz yok.

Yeni yılda kendimden çok ülkem için dileklerde bulundum, dilek haklarımı bu şekilde tüketmeme sebep olan herkese hakkım haram olsun. Ülkem yaşanacak bir yer olmaktan çıkmasaydı, ben kilolarımı vermeyi, burun estetiği için sponsor bulabilmeyi, yaptıracağım balyajda istediğim sari tonu bir defada tutturabilen bir kuaföre denk gelmeyi, üniversite hocalığı için doktora yapabilmeyi, kızımın kendi kendisine bezi ve emziği bırakmasını, kocamın eve her gün bir hediyeyle gelmesini dileyecektim. Ama oturdum sapıklıkların bitmesini, hayvan hakları yasasının çıkarılmasını, pedofili hastalarının idam edilmesini, dinle devlet işlerini karıştıran düzenin son bulmasını, basının üzerindeki baskının kalkmasını, çocuklara el kaldıranların ellerinin kırılmasını diledim. Çünkü Türkiye’de olmak, hangi dönemde yaşıyor olursanız olun, bozuk düzenin düzelmesini dilemeyi gerektirir. Burada şiddet, fakirlik, adaletsizlik, sosyal ayrımcılık bitmez, bitemez. Biz 2017’yi bitirirken hala türbanı, içkiyi, orucu tartışıyoruz, hala! Bunların kişisel seçimler olduğunu kabullenemiyoruz.

Malatya’da -ki ne kadar mutaassıp şehirdir malum- bir çocuk yurdunda 0-6 yaş arası çocuklara işkence görüntüleri çıktı ortaya. Bundan haberiniz var mı Noel Baba’yı damlarda eli sopayla bekleyen mümin kardeşlerim! İç karartmak istemiyorum, zaten olan biten her şeyden herkesin haberi var! Ama sadece mini minicik ve maalesef çok alışılagelmiş bir haberle, geldiğimiz durumu hatırlatmak istedim!

Sağduyulu, vefalı, duyarlı, insan ve hayvan haklarına saygılı tüm dostlar; yaşadığınız güzelliklere doyamayacağınız bir yıl yaşayın. Bu yılınız borçsuz, sağlıklı, huzurlu, aşk dolu, benzin zamsız, terör habersiz, tavuk keser gibi kadın kesilmeyen, her çocuğun mutluluktan ve sevgiden delirdiği bir yıl olsun. Sevgiler, saygılar…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI