Emek maratonunda kusursuz değiliz - FIRAT UZER

30 Aralık 2019 Pazartesi

Hayat çok ama çok sorunlarla doludur bazen. Bunaldığınızı hissettiğiniz anlar olur, her şey üstünüze üstünüze gelir. Yaşamaktan vazgeçer hale gelmeye başlarsınız. Önemli olan yaşanan sorunların karşısında tıpkı demirden bir kale gibi sağlam ve güçlü durmayı başarabilmektir. Tıpkı çıkmaz bir yola girdiğimiz zaman, o yolun sonunu bulmak gibi… Sorunlar karşısında hangimiz çözüm yollarına odaklanıyoruz? Olan oldu deyip, üzerinden bir de biraz süre geçince iyice çözüm noktalarından uzaklaşmaya başlıyoruz.

Peki, başarının ardından koşmayanlar, hayatın zorluklarını aşamayanlar… Hâlbuki çözümlere ve ardından başarıya ulaşabilmek emek harcayarak, alın teri dökerek hareket ettiğimizde her şeyin daha farklı olduğunu görmeye başlayacağız.

Öncelikle emin olun emek verdiğinizde hazzınızın arttığını göreceksiniz. Emek harcadın olmadı, usanma tekrar dene yine olmadı mı tekrar ve tekrar. Sonuca ulaşma noktasına kadar.
Hiç düşündünüz mü sonuca ulaşmak için emek göstermeyenlerin hayatta kaybedenler olduğunu... Kaybedenlerin içinde olmayı kim ister ki? Emek gerçekten maraton gibidir, sonu güzel olan olmasa da ben denemiştim dedirten cinsten.

Yaşamı bir maraton gibi değerlendirebiliriz, yaşam madem bir maraton. Bu maraton süresi içerisindeki karşımıza çıkacak olan tüm engelleri hızlıca aşabilmek, göstereceğimiz emekle olacaktır. Hayatta insanın üzüldüğü konulardan birisidir emek gösterip sonuca ulaşamama. Âmâ ne dedik maraton uzun, bazen o uzun yolda koşarken gerilerde kalabiliriz. Eğer yarışı orada bırakırsak ne ile karşılaşırız. Tabi ki yarışı kaybetmiş oluruz.
Eğer hedef büyük olan ödüller ise onlara ulaşamamış oluruz. Âmâ öncelikle büyük olan hedefleri değil o güne kadar vermiş olduğumuz tüm emekleri kaybederiz. O zaman yola koşmaya devam etmek gerekiyor. O yarışı bitirmenin en büyük haz olduğunu fark edebilmeliyiz.

Eğer yaşam bir maratonsa her türlü şartta yaşamayı göze alabilmeliyiz. Âmâ unutmadan her yaşam modelinde büyük emekler göstermeliyiz. Sorunlar karşısında yılmamalıyız. Ve farklı sonuçlarla karşılaşabileceğimizi de unutmamalıyız.

Düşünsenize bir anne bebeğini kucağına aldığındaki o sevinci, o hazzı .Verdiği emeklerin sonucundaki mutluluğu; peki o emekler hiç bitiyor mu hayır inanın yaşam boyu devam ediyor ve yaşam maratonu bitene kadar bebeğimiz bizim gözümüzde hep bebeğimiz olmuyor mu? Madem bu emekler yaşam boyu devam edecek, o zaman bizler emek vermeye devam edeceğiz. Fakat bu emekler devam ederken hayatı güzelleştirmek için çaba gösterenlerden olmalıyız. Çok sevdiğim bir hikâyeyle bitirmek istiyorum bu haftaki yazımı.

Sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilir imiş. Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş. Sucu her seferinde patronunun evine sadece 1,5 kova su götürebilir imiş. Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuş. İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş.
- Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum.
Sucu sormuş;
- Neden utanç duyuyorsun?
 Kova cevap vermiş;
-Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için taşıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum. Benim kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen, emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun.
Sucu şöyle demiş;
-Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri fark etmeni istiyorum. Gerçekten de tepeyi tırmanırken patikanın bir yanındaki yabani çiçekleri ısıtan güneşi görmüş. Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısını kaybettiği için kendini kötü hissetmiş ve sucudan özür dilemiş.
Sucu kovaya sormuş;
-Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu ve diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını fark ettin mi? Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır. Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın. İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp, onlarla patronumun evini süsleyebildim. Sen böyle olmasaydın, o evinde bu güzellikleri yaşayamayacaktı.

İşte hayatımız bir maratonsa bu maratonda kusurlarda olabilecek ama bizler amacımızın güzelliğini fark edebildikçe, o uğurda emek verebildikçe başarıya ve mutluluğa ulaşabileceğiz.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI