Evinde Kal Kendini Tanı - FIRAT UZER

1 Nisan 2020 Çarşamba 19:18

Hepimiz belki de yüz yılda bir olabilecek bir salgın ile karşı karşıyayız. En tecrübelilerimizin bile karşılaşmadığı… Dünya tedbirler almaya çalışsa da maalesef henüz ne bir ilaç, ne de bir aşı bulunmuş durumda.

Bilim adamları gece gündüz çalışıyor. Sonuca ulaşmasına ulaşacağız ama önemli olan daha büyük kayıplara uğramadan hedefe ulaşabilmek. Peki, bugün tüm dünyanın bu salgına karşı en büyük silahının evimizde kalmamız gerektiği olduğunu ne kadar kavramış durumdayız. Türlü bahaneler uydurarak evimizde kalmayı başaramıyorsak gerçekten büyük bir risk altında olduğunuzu bilmenizi isterim.

Tüm dünya iş hayatı ya ev de çalışmaya döndü ya da tüm kuruluşlarda daha az personel çalışıyor artık. Yani fırsatı olanlar için ev tam anlamıyla biçilmez bir kaptan…

Ülkemiz insanı bazı kültürlerden farklı, özellikle sıcakkanlılığı, misafirperverliği, aile yaşamları… Aslında bizi saymakla bitmez. Bu salgından daha az etkilenmenin yolu ev de kalmaksa eğer; bizler öncelikle evin tadını çıkarmanın metotlarını bulmamız gerekecek. Öncelikle şunu bilerek başlamalıyız, yıllardır yaşadığımız yaşam modelinden farklı bir biçime geçmek üzerimizde travmalara sebep olabilir. Âmâ inanın bu travmanın etkisini yok etmek sadece ve sadece bizim elimizde.

O zaman öncelikle bu yaşanan olumsuzlukları nasıl bertaraf edeceğimizle başlayalım.
Madem hayatın akışı ve seyri değişti; bizler elimizi yüreğimize koyarak bol olan zamanımızda neler yaptığımızı düşünelim. Biliyoruz ki kusursuz bir varlık değiliz. Hatalarımızla varız ve amacımızın aslında dünya da iyilikler yapmak olduğunu hatırlayalım.  Derin nefes almayı öğrenelim. Diyafram nefesini keşfedelim ve unutmayalım ki bu nefesin bizi salgınla mücadele de bile koruyacağını.

Evimizin sessizliğini dinleyelim o kadar çok zamanımız olacak ki ev deki çocuk seslerinin olmadığı anlarımız muhakkak olacaktır. Bu sessizlikte vicdanlarımızın sesini dinleyelim. Ben neler yaptım bu hayatta? Bu soruyu sorma cesaretini gösterelim ve cevaplar gelmeye başlasın, sonrası daha da derinleştirelim. Yaşantımızın acılarını, mutluluklarını bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçirelim. Âmâ bunları yaparken lütfen kendimize acımasızlık yapmayalım.

Çünkü yaptıklarımız kendimizi tanıma sanatının bir parçası olacaktır. Bizler inanın kendimizi tanıdıkça bu evde kalma süresinde; yaşamlarımız normale döndüğünde belki de değişen hayat bakışı bizi daha da güzel bir dünyaya sürükleyecektir. Çünkü birey olarak bizler daha da güzelleşebildiğimizde dünyada yaşadığımız sorunların birçoğunu geride bırakabileceğiz.

Ev de kaldığımız sürelerde kendimizi tanıdıkça hayattaki anlamamıza ulaşabileceğiz. Anlamına ulaştığında evde kalma süresi içerisinde varsa çocuklarının varlığına da, diğer yakınlarının varlığına da daha iyi ulaştığımızı gördükçe bu olumsuz sürecin aslında iyiye döneceğini göreceğiz. Bakıyorum insan olmanın getirdiği davranışla, alıştığımız dışı bir yaşam modeli için devamlı sıkıldım kelimesini kullanmaya başladık. Oysa kendimizi tanıdığımız an tüm bu sıkıntılar teker teker yok olacak.

Her zaman olumsuzlukları mutluğa ve güzelliğe çevirme yolu olacaktır. Unutmayalım ki kalp gözümüz evimizdeki zamanda gizli olacak; O zaman hep birlikte son sesimizle bağırıyoruz ; “Evinde kal kendini tanı”…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI