Ne Kadar Cahiliz - FIRAT UZER

8 Ocak 2020 Çarşamba

Hayatın yaşam basamaklarında yürüyüp giderken acaba dünyanın bilgi hızına ne kadar yetişebiliyoruz. Geçmişten günümüze yaşamı ilerlettiğimizde oluşan bilgiyi düşündüğünüz oldu mu?
Birey olarak bile baktığımızda bebeklikten bugüne kadar gelen süreçte sahip olduğumuz bilgi. Belki de hard disklere sığamayacak ve inanılmaz bir büyüklükte, bu büyüklük ve verinin işlenme hızı bugün hala teknolojik olarak beynimizin hızına yetişememiş boyutta.

Düşündüğümüzde muhteşem olan bir varlıktan bahsediyoruz. “İnsan beyni” muazzam bir eser tarifini halen çözemediğimiz. Bildiğimiz gibi beynimiz her anında öğrenen ve bilgiyle dolan bir organ. Ben beyni anatomik ve psikolojik olarak değerlendirdiğimde gerçekten muazzam bir eser olduğunu görüyorum bu bilgi denizinde. Ona öylesine hayranlık duyuyorum ki… Bu kadar bilgiyi büyük bir hızla işleyen beynimiz acaba bizler tarafından ne kadar doyuruluyor. Acaba beynimizin yemeği bilgi mi?  Peki, eğer beynimizin yemeği bilgiyse biz ne kadar bu ihtiyacı karşılıyoruz. Bilginin ihtiyacımız olduğunu düşünerek mi hareket ediyoruz. Aldığım eğitimler ve yaşam tecrübesi sonunda aslında Sokrates’in sözü benim en önemli çıkış noktalarımdan biri olduğudur. Sokrates “En iyi bildiğinin aslında hiçbir şey bilmediği” anlamına gelen muazzam sözüyle aslında inanılmaz derin manaları ortaya koymuştur. Hepimiz bilgi için çaba gösteriyoruz, zaman zaman bu bilgileri kullanıyoruz bazen de kullanmadan attığımız ve unuttuğumuz dönemlerimiz oluyor. Özellikle günümüz dünyasında her an değişen bir bilgiyle karşı karşıya kaldığımızı düşündüğümüzde, bilginin yani doğru bilginin değerini daha fazla anlayabiliyoruz. 

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte artan veri çöplüklerinde, bilgi dışında ayrıca doğru bilgi çok daha fazla değer kazanmıştır. Âmâ en önemli parametre ise az bilgiye sahip olup, cahilleşmeye giden yolda hızlı adımlar atmak, günümüzde içinde kalacağımız en kötü tecrübelerden olacaktır. Bilgi değerliyse ne kadarı, çok çeşitliyse hangileri…
Bilgi yolunda yapmamız gerekenler ve cahillikten uzak kalmanın sınırları ve ölçüsü ne olmalı. Madem hayat uzun gibi görünen bir maratonsa eğer, bu maratondaki pozisyonumuz ne olmalı.

Bilgi konusunda dünyanın neresindeyiz. Gelişebilmek için yapacaklarımız neler olmalı.
İşte aslında bilgi dendiğinde büyük bir evrenle karşılaşıyoruz. Sınırsız, uçsuz bucaksız uzayan… Durum böyleyse eğer hiç düşündünüz mü? Ne kadar cahiliz diye.
Ben yaşamımın her anında düşünüyorum. Çünkü Sokrates aslında toplumda kendimizi çok bilgili zannedip övündüğümüzü ve bilmişlik tasladığımızı yıllarca önce görmüş, yaşamış ve başka insanları cahillikle suçlarken aslında kendimizin ne kadar cahil olduğunu o unutulmaz sözüyle anlatmıştır.
Tekrar tekrar ve üzerine basarak ”Bildiğim tek şek şey hiçbir şey bilmediğimdir. Sizce de çok şey anlatmıyor mu?
O zaman ne kadar acı değil mi? Gerçekten Ne kadar cahiliz.



Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI