EKONOMİ - H. SAYIM ÖZSELİMOĞLU

22 Şubat 2021 Pazartesi

Türkiye ekonomisinin başındaki en büyük sorun borçtur. Küresel borç tüm zamanların en yüksek seviyesinde seyrediyor. Bu ülkenin ekonomik anlamda iyi idare edilmediğinden kaynaklanıyor. Düşük gelirli ülkelerin birçoğu bu sürdürülemez borç yüzüyle karşı karşıya kalacak, alınan yüksek borçlar yüzünden sermaye akışı “yükselen değerlerin el değiştirmesine” neden olacaktır. Turist gelmez ise; birçok gayrimenkul “otel, liman, restoran, fabrika” borç krizine düşerse el değiştirecek. Bankalardan alınan borçların, kredilerin ödenme oranı azaldı, azalacaktır. İdari takipteki krediler çoğalmaktadır. Bunun sonucunda devletin bütçesine giren vergi geliri azalmaktadır. 

AHLAKLI EKONOMİ

Para kazanmanın yolu tuzaklarla doludur. Çoğu zaman temiz yollardan para kazanan eğitimli insanlar olsa da, kusurlu insanlar da kimi zaman para kazanıyor. Çin bunu önlemenin yolunda adım atan ülkelerden biridir. Bu uygulamayı bende takdirle karşılıyorum. Borcunu zamanda ödemeyen, sigara içmek serbest ama sigarayı ortak alanlarda içmek yasaktır. Ortak alanda sigara içmek,  vergi kaçırmak, demokratik olmayan düzeyde çevresini rahatsız edecek, müzik ve sesler çıkarmak. Devlet ya da başkalarının mallarına zarar veren davranışları yapanlara; Çin yönetimi iyi ve kötü davranışlar olarak vatandaşına sosyal kredi puanı veriyor.  Örneğin; Çocukların kreşten vaktinde alınması gerekir. Çocuklarını geç saatte alan ebeveyn davranışını “görev bilinci” ya da “ görev anlayışı”  kusurlu buluyor. Çünkü o çocuğun alınması için bir yetkili kısa ya da uzun zaman ebeveyni bekliyor. Çin, böyle davranışları yapanların sosyal puanını düşük tutarak, onları ücretsiz ulaşımdan, ücretsiz eğitimden, devlete erişimden reddediyor.  Bunu işverenler de izliyor. Böyle kişileri işe almıyor, kredi vermiyor. Burada amaç ahlaklı, eğitimli insanlar olmaya yöneltmektir. ( İnsanlığın Akıbeti-James Rickards)
Kazanan insan olmak istiyorsan, ahlaklı ve eğitimli olmanın yanında konu hakkında daha çok bilgi sahibi olmak gerekir.  Enflasyonun olduğu ülkede gayrimenkulün ve dövizin yukarı gideceğini herkes bilir. “Hissedilen enflasyon %30’u, yeni inşaatlardaki girdi fiyatlarında ki artış ise %34,5’u buldu.” Önemli olan alım zamanını bilmektir. Kısa zamanda yukarı gideceğini bilen ile uzun zamanda gideceğini tahmin etmek aynı şey değildir. Burada önemli olan paranın çevrilmesidir. Parayı çok çeviren “takla attıran” elbette çok kazanan olur. 
Yatırımcının gayrimenkul satın alıp elde tutma yaklaşımı göründüğü kadar karlı iş değildir. Burada alım satım vergisi, emlak vergisi, ilk tesisat su açma, elektrik açma, gaz açma bedelleri karın oranını düşürür.  Bunun için alternatif yollar, finansal yatırım fonları, “risksiz yatırım” fikri daha ağır basmaktadır. Bu kaos ortamından biran önce çıkıp, birlik ve beraberlik içinde üretime yönelmeliyiz. Çıkış yolumuz, ahlaklı insan olmak, üretip satmaktır. Kazançlı günlerde görüşmek üzere…



Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI