KARINI ALDATMA - H. SAYIM ÖZSELİMOĞLU

19 Ağustos 2020 Çarşamba

Tüm canlılar doğar büyür, gelişir ve ölür. Bazıları akıllarda iz bırakır, ölümsüzleşir. Bazıları şarkıları bitirip,   gövdeleriyle yaşarlar. Bu korona virüsü döneminde doktorlar psikolojik bozuklukların artacağını söylüyorlar. Size bugün anlatmak istediğim onlardan biri.

O anlatırken ben yazıyordum... Ne çabukta yazıyorsun demekten kendini alamadı:Masanın başına oturdum. Teyzeme “sevdalarını, derdini, umutlarını, unutmadıklarını anlat” dedim. Ne çileler çektiklerini sordum. 85 yaşındaki pamuk teyze, “hani şeker getirdin mi?” dedi, “evet” deyince geldi yanıma, bir boş masaya oturduk. Herkes gibi hatırımı sordu, Alzheimer olmuş, altını ıslatıyormuş.  Bakıcılar “çok iyi şen ve yardım sever, herkesi kucaklamaya çalışıyor.” dedi.
Yanımdaki bayan hasta bakıcı kadının elini tuttu, okşuyordu, kadın ona bakmıyor. Aslında bakıyor da görmüyor; sanki gözleri açık uykuda sayıklar vaziyette, durgun gözlerine baktım, sana kızgın değilim anlamında içten gülümsedi, yüzü yumuşadı, dalgın dalgın konuşmaya başladı…

“Bundan 20 yıl önceydi. Erzincan'da yaşıyorduk.Yağmurlu bir akşamüzeri eşim yanında biriyle geldi.Karı koca kavga etmişler, kocam aldı kadını eve getirdi. Tanımadığım bir kadın. O'da ‘tanımıyorum’ dedi. Ben onlara hizmet ettim. Ağırladık garibimi. Yedirdim. Gece oldu yattık.Bir ara uyandım, baktım kocam yatakta yok. Yan odadan sesler geliyor. Onları gördüm. Biraz sonra yanıma geldi. Üstü açık mı diye baktım, dedi. Ben bir şey demedim. Sabah kadını yolladı. Bana döndü‘saçını boyattın mı?’ dedi. “Saçın bembeyaz olmuş” dedi. ‘Yo ben boyatmadım, sen boyattın’ dedim. Çapkın adamdı, rahmetli, helalı hoş olsun. Şimdi ölünün arkasından kötü konuşmak olmaz gardaş. Helali hoş olsun. Kıskandım herhalde, ilaç içmişim beni hasta haneye kaldırdı, midemi yıkattı, affettim o'nu... Çapkındı rahmetli.Çapkındı beni de çarptı…Bir daha o konuyu hiç açmadım. Sonra eşim kalpten öldü. İki kızım bir oğlum vardı. Kızımın biri öldü. Ardından oğlum araba kazasında öldü. Sonra diğer kızım öldü.. İşte böyle canım evladım. Karını sakın aldatma hakkımı helal etmem ha. Eve gidince karını öp, onu sakın aldatma."

Söyledikleri doğruydu, eşi kalpten ölmüş, ardından oğlu ve kızı araba kazasında vefat etmişti. Tek başına kalmıştı. Bir damadı geliyormuş, o’nun içinde benim damat kızımdan hayırlı beni hiç yalnız bırakmıyor, dedi. Beni kendine yakın hissedip anlattı. Bu çelimsiz, zayıflamış, yorgun teyzem. Başından gecen bu talihsiz olaylar birikimi o’nu hasta yapmış, unutkan olmuştu.

O koca yaşamında aklında iz bırakan en önemli olay kocasının o’nu aldatmasıydı. Bunu her gittiğimde sürekli anlatırdı. Çok şey yaşamışlardı. Açlık, sefalet ama artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Gerçekler ve hayaller arasında gidip gelen akıl insanda sadece aşkı muhafaza etmişti. Bizler 20 yıl öncesi gibi değiliz. Hepsini unuttuk yavrum.Ben koridorda ilerlerken etrafta oturan diğer yaşlılara bir baktım, panayır şenliği gibi yayılanı, televizyona anlamsız bir şekilde bakanlarıyla karşılaştım. Kahkaha atanı da, bağırıp çağıranı da vardı. Dışarıda olan her şeyden habersizdiler. Hayata yabancılaşmış. Bizlere çevresine yabancılaşmış. Gözleri bir noktaya dikilmiş, çocuk saflığında bakıyordu birçoğu.Hasta yakını “abi bu hastalara yetişemiyoruz. Yemek yemiyorlar. Bizlerde saatlerce başında yedirmek için bekli yemiyoruz. Bu nedenle iyi beslenemiyorlar. İyi beslenmeleri için çok çapa gerekiyor.”

Çıktım gidiyordum,“bana karpuz verir misin? ” dedi, arkamdan bir ses, döndüm sen alırsın diyerek, cebimden para çıkardım. Uzattım bu defa bana “para istemem. Acıyacak, iyilik yapacak başka birini bul. Benim ailem çok zengin kafir” dedi. Elime vurdu, paramı yere attı. Döndü hızlı adımlarla yürüyüp uzaklaştı. Ağır bir koku vardı, altını ıslatmıştı.Koşar adımlarla bakkala vardım. Karpuz poşetini sıkı sıkıya kucakladım. Kucağımda çok değerli bir varlık düşüncesi ile geri geldim. Kapıda karşıladı bu defa hasta bakıcı. Karpuzu o’na teslim ettim. “ben dilimler veririm hastalara “ dedi. Kapıya kadar yolcu etti beni.Kim bilir yaşlanınca insanların sonu ne olacak? Burada güneş yoktu, hep karanlık hep çaresizlik hâkimdi. Evet, neresindeyiz biz bu yaşamın? Bilemedim.Bilim insanlarının söyledikleri geldi aklıma, uzun ve mutlu bir yaşam için kendinize zaman ayırın. Dertleri değil mutlulukları biriktirin. Evinize kapanmayan gezin..Her gün yeni şeyler öğrenin, mutlaka yürüyün. En önemlisi sevin, sevgiden uzak kalmayın…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI