PARA POLİTİKALARI - H. SAYIM ÖZSELİMOĞLU

29 Mayıs 2019 Çarşamba

PARA POLİTİKALARI
Bir ülkeyi yönetenler birlikte yaşadıkları insanların ekonomik geleceklerini de belirler. Onların belirlediği uygulamalar halkın yararına neticeler verebilir ya da vermez. Bu onların yaptıkları yolun doğru veya yanlış olduğunu gösterir. Ya da gidişat birilerini zengin ediyorsa çoğunluk o az sayıdaki mutlu insanlar için çalışıyorsa buda politika yapıcılarının kime çalıştığının göstergesidir. 
Türkiye diğer ülkeler gibi şanslı değil. Maalesef iç piyasada, talep enflasyon karşısında eriyen maaşlar yüzünden çok düştü. Dış ülkeler ise çeşitli nedenler ile bizden ürün almıyor. Biz ise sanayide dışa bağımlı olduğumuz için dışarıdan mal aldıkça dış açığımız büyüdü. Bugün alımlar durunca dış açık yerinde sayar oldu. Ancak iç piyasada beyaz eşya, otomobil, lüx tüketim, mobilya,  kuyumculuk sektörü durdu. İnşaatı zaten hiç söylememe gerek yok, toparlanması 10 yıl sürer. Buralarda çalışanların bir kısmı işsiz kaldı. Ve kalmaya devam edecek.  Şimdi küçük sektörde işçi çıkarmalar başladı. Plastik, triko, ayakkabı da kısmen yavaşlama var. Gıda da iyi kaliteli az kar marjı ile ayakta kalabiliyor. Şimdi büyüyen bu işsizler ordusunun mensupları artık özel okullara çocuklarını yollayamaz duruma gelecek ki, her mahallede açılan özel okullarında hesabını iyi yapmayanların sıkıntılı döneme girmesi kaçınılmazdır. Hele birde elinde nakit olmayanın, destek alamayanın, gidip bankadan kredi almaya kalkması demek iyice çıkmaza girmek demektir. Bugün %30 ile kredi alıp %50 nin üzerinde para kazanmak öyle kolay değil. 
Ülkenin görünümü risk primi düzelmedikçe, bütçe açığı düşse de, kur durulsa da, “güven” olmadan dışarıdan yatırımın gelmesi hayaldir. Temkinli olmakta fayda vardır.
Gelelim en çok sorulan soruya, Seçimden sonra piyasa ne olacak?
Eğer ekonomiyi yönetenler her ay güzel tablolar çizer, güzel beyanatlar verir, hiçbir söylenen yaşama geçmez ise…
Bugün bol keseden harcanan paranın piyasadan çekilmesi için ya borç alınacak (bulunacak) , ya da vatandaşın cebinden bu harcamalar bir şekilde alınacaktır. Bu bir şeyleri sataraktan da olur, yeni vergilerle de olur. Bu alım gücünün düşmesi demektir. Bazı çalışanların işsiz kalmaması demektir. Elbette dövizin yükselmesi demektir. Altının onsu 1300 doların altında kaldığı sürece alınabilir. Borsa da ise kağıtlara bakmak gerekir. Endişeli gidişe,  birilerinin dediği gibi turizm sezonu çare olamaz. Çünkü bize gelen turist az paralı, harcamaya değil gezmeye gelen, orta gelir ve alt gelir gruplarıdır. Türkiye turist arkadaşın parası karşısında ucuz olduğu için gelen yabancılarla dolsa da,  pek nadir zengin turist geliyor. Bu da ne döviz girdisini çoğaltır, ne de yeni istihdam sağlar. 
       

  

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI