REKLAM VE REKABET - H. SAYIM ÖZSELİMOĞLU

3 Kasım 2020 Salı

Türkiye’de döviz kurunun yukarı gitmesinin nedeni ekonomik, sosyal ve siyasal nedenlerden kaynaklanıyor. TCMB enflasyon tahminini yükseldi. Bu Türk lirasının değer kaybettiğini, mal ve emtia fiyatlarının yükseldiğini, çalışanların parasının döviz karşısında erimesinin tahminden daha çok olacağını gösteriyor. Büyüme odaklı düşük faizli krediler piyasaya verilince, bu enflasyonu yükseltti.  Merkez bankası son toplantıda kuru takip etmediklerini belirtti. Döviz kurlarındaki artış yavaşlayarak devam edecektir. Borsa ise sallantılı bir gidişat ileyaşamını sürdürecek gibi gözüküyor. Bu ortamda Türk lirası mevduat faizlerinin yükselmesi olasılığı yüksek. 

Pandemi tek başına her şeyi alt üst etti demek doğru olmaz. Dış borcun orantısız büyümesi ülkemizi zor koşullara itiyor. Daha çok çalışmalı, bir yerde acı reçeteyi içmeliyiz; bundan kaçış yok. Bugün esnaf ve işverenler vergi ve SGK prim borçlarının yapılandırılmasını bekliyor. Bu koşullarda cesur adımlar ile yoluna giden sanayici ve üreticiye destek olmaktan başka yapacak bir şey yok.

Rekabete gelince; her fabrikanın sahibi “patron” daha düşük maliyetle ve daha düşük işçi ücreti ile daha yüksek kar elde etmek ister. Daha ucuz ham madde bulmak için sistemdeki liberaller “serbest rekabet” övgü dizerler. Onların menfaatleri icabıdır bu.  Daha ucuz mal piyasaya süren daha çok satış yapacaktır. Böylece rakipleriyle bir yarış başlar, bu rekabet yenilikçilik getirebilir. Yeni pazarlar arayışı getirebilir. Eğer yurt dışına mal satımına kadar yol aşarsa yurt içi için iyi sonuçlar verir. Ancak yerli ürün stoklanırsa “işçi ve işveren” için hiç iyi sonuç vermez. Şimdi dövizin neden yükselmesinin zararımıza olduğunu anladınız mı? Döviz yükselince yabancı parası ile bizden daha çok ürün/mal alıyor. Biz daha çok sömürülüyoruz.  Döviz yükseldikçe borcumuzu kapatmak için daha çok mal satmamız gerekiyor. İç piyasada da, dış piyasada da reklam ve tanıtım gerekiyor. 

Reklam yapmak bugün için şart görünüyor. Hem ülkeyi tanıtacaksınız, hem ürünü.  Diyelim ki, sizin evinizde televizyon var. Bir ikincisi için ihtiyacı reklam size empoze eder. Diğer odada eşiniz veya çocuklarınız daha rahat televizyona hâkim olur, istediğini izler. Bunu şöyle de düşünebilirsiniz. Annemi daha çok istiyorum. Bu bir çamaşır makinesi veya bulaşık makinesi reklamı için öne çıkarılır. Makineyi al, annemi bu zahmetten kurtar. Makine işi yapsın, annem otursun. Bu ürünü kullanmaya yönelik olabilir. Ancak çağımızda bunun tüketime yönelik olanlarına da rastlamak mümkündür. Bir ürün reklamı satışı arttırmak, tüketimi arttırmak içindir.  Veya bir ailenin arabası varsa, eşime de alalım mantığı tüketimi arttırmaktan başka bir şey değildir. Burada pazarda rekabet çok önemli olduğundan satıcılara müşteriye çok özenli, dikkatli hitap etmeleri, sunumda bulunmaları kaçınılmazdır. Ülkenin faydasına olan ise yurt dışına açılmaktır.

Daha açık yazacak olursak, bir malı satmak için imaj oluşturmak, pazarda hâkimiyet sağlamak için reklam yapılır. Bu satışa destek olur. Bu nedenle tüm şirketlerin belirli ölçülerde reklam yapmaları gerekir. Ancak bu dönemde hedef dış pazardır. Yurt dışından ortak bulmak bunun en kolay yoludur. Bunun da ülkemizdeki en güzel örneği bankalarımızın ortaklık yapıları göstermektedir. 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI