GÜNDEM KORONA… - KEREM ŞAHAN

6 Nisan 2020 Pazartesi 17:29

Uzun süredir hayatımızı meşgul eden hatta hayatımızın tam ortasında olan tek bir konu var: Koronavirüs. Bu konuda neleri kazandık? Neler kaybettik? Neleri kazanmamız lazım ?  Önce neleri kaybettiğimize bir göz atalım... Türkiye'de her krizde olduğu gibi bu krizde de fırsatçılar türüyor.

Maske eldiven ve kolonya fiyatlarının kara borsaya düşmesi normal fiyatlarının 20 katına satılması insanlığa dair çok şey kaybettiğimiz anlamına geliyor. İnsandan utanması olmayan bu kişilerin içindeki Allah korkusundan da şüpheliyim. Ekonomik olarak geriye gittiğimiz şu dönemlerde birbirimize destek olmak yerine köstek olmayı seçen bu utanmazlarla karşılaştığınız yerde gerekli birimlere ihbarda bulunmayı ihmal etmeyin. Bu konuda da iktidardan daha yoğun caydırıcı cezalar bekliyoruz.  

Neleri kazanmamız lazım?  “Bana bir şey olur’’ düşüncesini kazanmamız lazım. Bu virüs genç yaşlı zengin fakir ayırt etmiyor ne yazık ki. Öyle sinsi, kurnaz bir virüsle karşı karşıyayız ki 14 gün hiçbir belirti vermiyor ve o süre içerisinde kime bulaştırdığımızın farkına bile varmıyoruz.  O yüzden herkese ölüm dahil her şey oluyor. Tek çare dikkat ve tedbir.  Neleri kazandık ? Özellikle anne ve babalar kafe vb. tarzı yerlerin kapatılmasıyla birlikte çocuklarını, çocuklar ve gençler ise unuttuğu aile değerlerini ve sıcaklığını yeniden kazanma fırsatı buldu. 

Sosyal medya kullanımı konusunda büyük bir azalma yaşanmış olsa gerek zira bu mecralarda da sürekli korona ile ilgili kötü ve moral bozucu paylaşımlar yapılıyor. İşte bu yüzden gençler artık telefonda yeni bir şeyler keşfetmek yerine ailelerini yeniden keşfediyorlar.  Her şeyden önce anne ve babalarının sağlıklarını düşünüyorlar ve onları kaybetme korkusu içlerine işlemiş durumda. Bu korkunun vermiş olduğu duyguyla ebeveynlerine karşı artık daha saygılı ve sevgiyle yaklaşıyorlar.  
Kazanma konusunda devam edecek olursak.. Temizliğin ne kadar önemli olduğunu hatırladık.

Hijyenin ve deterjan kokusunun asĺında o kadar da kötü olmadığını hatırladık. Duruma birde şu pencereden bakacak olursak; zenginler kendi ohalini ilan edebilir ama yoksullar için her gün ohal. Zenginin zulası belki yedi ceddine yeter ama yoksulun zulası en fazla 3-5 kilo mercimektir. Zengin, insanlardan uzak, en ücra köşelerde kendini lüks villasında karantinaya alabilir ama yoksul o zengine erzak getirmek için her zaman sokaklardadır. Zenginlerin yaşaması için yine yeniden yoksullar kendilerini feda ediyor. Kapitalizm her zaman olduğu gibi hastalık bile dinlemiyor

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI