ALDATMA/ ALDATILMA PSİKOLOJİSİ - KLİNİK PSK. AYGÜL KILIÇ

29 Kasım 2019 Cuma

“AVA GİDEN AVLANIR “

İlişkinin şüphesiz ki en büyük düşmanı kişiyi farklı bir takım duygu ve düşüncelere sokan, davranışını değiştiren artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının belirtisi olan bu kavram. Aldatsan da aldatılsana aynı şekilde ilişkide ki öldürücü darbe olarak gördüğümüz, tarafların kendilerini haklı görmeleri ilişkiyi bitirdiklerinde yada affedip devam ettiklerinde şüphe gibi bir duyguya yerini bıraktığı bu kavrama bir bakalım... Aldatıldığını öğrendiğinde ne hisseder bir insan? Kabul edilmesi zor bir olay. Ancak pek çok insanın yaşadığı bir olay diye düşünüyorum. Aldatılmak ya da aldanmak nasıl da korkutur her insanı. Bunu yaşama endişesi ile yaşanır. Aldanan, aldatılan insan bir sonraki ilişkisinde biraz daha temkinlidir. Hatta bu endişeyi daha fazla yaşar. Aldatılmak diğer bir kişi tarafından yapılan bir eylemdir. Aldanmak ise kişinin kendisine ait bir eylemdir. Aldatılmayı sözlük anlamından ziyade bu yazıda ilişkilere yaşanan olaylardan bahsederek açıklamak istiyorum. 

Aldatılan kadın ya da erkek hiç fark etmez her insan kendini değersiz hisseder. Aldandığını kabullenmek de zorlanır. Aldatan kişiye kızgınlık duyar. Bir yandan ondan ayrılmak bir yandan da ondan intikam almak ister. Aldatan kişiye olduğu kadar, aldandığı için kendine de kızgınlık duyar. Beklemediği bir olayla karşılaşan kişi hayal kırıklığı yaşar. Hayal kırıklığının verdiği acıyı ve sıkıntıyı yaşarken kendinin yerine bir başka kişinin tercih edilmesini içine sindirmez. Bir başkası tarafından beğenilmemek ve kabul görmemek olarak değerlendirir. Bir başkası tarafından değer görmediği düşüncesi kişinin kendini önemsiz ve değersiz hissetmesine yol açar. Bu tür duygu ve düşünceler arasında gidip gelen kişi ne yapacağına karar veremez ve aldatan kişiyle ilişkisinde de gelgitler yaşar. Onu acıtan aldatılmak mı yoksa aldanmış olmak mıdır? Bu soruya cevap bulmaya çalışır. Ancak cevaplamak da zorluk çeker. 
Neden aldatılmıştır? Ya da nasıl olmuş da bu durumu fark edememiştir? Sevginin karşılığı bu mu olmalıdır? Bunu hak etmediğini düşünür. Bir yandan aldatılmış bir yandan da aldanmış olmaktan dolayı kendini ve karşı tarafı suçlar.  Aldatılmanın ölüm acısı kadar insana acı verdiği söylenir. Aldatılan ya da aldanan kişi bir başkasının tercih edilmesini, terk edilmiş olmasını, kandırılmayı be yalnız kalmayı kabullenemez. Aynı zamanda aldatılma olayına kendisinin de katkıda bulunmuş olabileceğini düşünür. Hatta ilişkisini kontrol edemediği ve devam ettiremediği için kendini başarısız olarak değerlendirir. Tercih edilen kişiyi araştırır Kendinden farklı nasıl bir özelliğe sahip olduğunu bulmaya çalışır. Tercih edilen kişiye öfke duyar. Aldatan kişiden ziyade tercih edilen kişi üzerinde odaklanır. Onunla karşılaşmaya ve kendini göstermeye çalışır. Aldatan kişinin kendinde olmayan diğer kişi de neler bulduğunu tespit etmeye çalışır. Sorumluluğu kimi zamanda tercih edilen kişiye yükler. 

Aldatma olayı ile birlikte ilişkide güven zedelenir. Eğer kişi devam ederse, sürekli sorgulamalar ve müdahaleler ortaya çıkar. Aldatan kişinin her davranışı izlenir ve geçmişte yaşanan aldatma olayı hatırlattırılır. Bu ilişkinin yıpranmasına ve karşılıklı suçlamalara dönüşür.

İlişkide değer verilen unsurlara göre bu olayı kabullenmek ya da kabullenmemek kişiye bağlıdır. Güven ilişkinin vazgeçilmezleri arasında yer alıyorsa ve kabullenmek zor geliyorsa devam ettirmek için zorlamak daha doğru olacaktır. . Aldanan kişi ne istediğine karar verebildiğinde kendini daha iyi hissedecektir. 
Kimi zaman pek çok kez aldatılmasına rağmen ilişkiyi bitirmekte zorlanan kişiler vardır. Aldanmayı kabullenir ve devam eder. Bilir ki yalnız kalmak onu daha çok acıtacaktır. Ne olursa olsun bu durumu görmezden gelir ya da elinden bir şey gelmediği için bilerek devam eder. Bu süreçte de terk edilme endişesi ile yaşar.
Bir danışanım gül bahçesine iyi bakamadığı için gülü yabani otların sardığını ifade etmişti. Evet, ilişkiye gereken önem vermezsek, öyle ya da böyle başka kişiler tercih edilebilir. Aldatan haklıdır demiyorum ama aldanmayı da kimi zaman kişi kendi tercih eder. Tabi her ilişki için bu böyledir diyemeyiz. Bazı insanların da heyecan aradığını unutmamak gerekiyor. 
Erkek ve kadın hiç fark etmiyor. Oysa erkeklerin aldatan olduğu söylenir. Bunun bir önyargı olduğunu düşünüyorum. Bize başvuran kişiler arasında böyle bir ayrım yapamayacağımı söylemeliyim. Erkekler kadar kadınlarında aldattığına tanık oldum. Buna sebep belki de erkeklerin bu olaydan gurur duyarak çevresine anlatması, kadının ise daha gizli olarak yaşaması olabilir. Karısını diğer taraftan kurtarmak ve tekrar kazanmak için başvuran pek çok erkek var. Onunla yeterince ilgilenmediği ve kendini işine veremediği için eşinin yalnız kaldığını ve başkasına ihtiyaç duyduğunu dile getiren erkekler azımsanmayacak kadar çok. 

 Kadınlarda aldatan erkeği idare ettiklerini biliyoruz. Özellikle maddi manevi açıdan kendine güvenmeyen çoğu kadın erkeğin yaptıklarına göz yumuyor. Çocuklarına kendine iyi bir gelecek sağladığı anda eşini terk edebiliyor. Ya da bir süre daha idare ederse eşinin bu durumdan çıkabileceği düşünüyor ve devam ediyor. Karşı tarafa kaptırmak istemiyor.
İlişkisinden memnun olmayan, ama yalnız kalacağı için bitirmekte zorlanan her insan yerine bir başkasını koymadan ilişkisini bitiremiyor. Bir danışanım bunu çok güzel ifade etmişti. “ Evliliğim uzun süredir iyi gitmiyordu. Bitirmem gerektiğini biliyordum. Yalnız kalmaktan hiç hoşlanmam. Diğer kişiyi tanımak evliliğimi bitirmemi kolaylaştırdı. Sebep o değildi, ama destek oldu.’
Aldatıldığını öğrenmek kişinin kendine ve çevresine güvenini kaybetmesine yol açıyor. Aldatılan çoğu insan depresyon geçiriyor. ‘ Bir süre önce eşimin beni aldattığını öğrendim. Kendimi enerjimi yitirmiş gibi hissediyorum. Sürekli bu konu üzerinde düşünüyorum. Uyuyamıyorum, hiçbir şeyden zevk almıyorum. Neden sorusunun cevabını bulamıyorum. Ona çok kırgın ve kızgınım. Seviyor muyum buna cevap veremiyorum.’ Böyle başladı sorununu anlatmaya çalışan bir danışanım. Aldatılma ve aldanmış olmanın kızgınlığı, kendini değersiz hissetme ve karşı tarafı cezalandırma istediği, hepsini bir arada dile getirdi. Aldatan taraf ise eşini kaybetmek istemiyordu. Bu olayı neden yaptığının sorusunu kendi kendine soruyor, cevabını bulamıyordu. Bunu yaparak eşini değil, kendini aldattığını fark etti. Kendine güvenini kazanmak ve sorunlarla mücadele etmek yerine sorunlardan uzaklaşmak için heyecan aradığını keşfetti. Bundan sonrası için birbirlerinden beklentilerini ortaya koyup, ilişkilerini yeniden değerlendirmeye karar verdiler. Tabi her ilişki bu şekilde devam etmeyebilir. Bir oyun oynuyorsak o oyunun olumlu olumsuz risklerini de göz önüne almak gerekiyor. Her zaman beklediğimiz şekilde sonuçlanmayabilir. Bir risk alıyorsak da sonuçlarını kabullenebilmeliyiz.
Aldatan da aslında kendi içinde çatışmalar yaşamaktadır. İki tarafı idare etmek heyecanının yanı sıra gerginlik de yaratmaktadır. Sürekli yakalanma endişesi huzursuzluk yaratır. Tedirginlik ve gerginlik hali yalanını saklamasını zorlaştırır. Çoğu zaman aldatılan aldatıldığının farkındadır. Ama bunu açığa çıkarmak istemez. Aldatıldığını bilen ama buna göz yuman çoğu insan yalnız kalma ve karşı tarafı kaybetmek istemediği için bu durumunu kabullenmektedir.

Aldatan insan aslında kendine karşı da yeterince dürüst değildir. Duygu ve düşünceleri ile yüzleşmekten kaçar. Ne istediğini bilmiyordur. Konfüçyüs bu durumu çok güzel dile getirmiştir. ’Aldatan kendini aldatır.’
Aldatılmak hiçbir şeyin sonu değildir. Aldanan değil asıl aldatan zarar görecektir. Şu atasözü de bu durumu çok iyi anlatacaktır sanırım. ‘Ava giden avlanır.’

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI