SESSİZ GİDİŞLER - MUSTAFA KEMAL EVREN ÇİĞİL

13 Kasım 2019 Çarşamba

Zamanla aranız nasıl bilmiyorum ama benim pek iyi değil. Geçenlerde bir derste denk geldim mesela. Ders İngilizceydi. Yazılan cümlelerin çevirisinin bana ait olan dilde pek anlamsız olduğuna şahit oldum. Hatta hemen hemen her cümlenin anlamsız olarak dilime çevrildiğini gördüm. Tüm cümlelerin mutsuz olduğunu gördüm. Hayata dair tüm sıfatların olumsuz ve karamsar bir hale büründüğüne denk geldim. Fiiller desen bir o kadar kendinden geçmiş hatta yapacakları işi unutmuş.

Ele avuca gelecek birkaç İsim dışında neredeyse tüm isimlerin farklı yerlerde ve şekillerde nam saldığını da hissettim. Zamirlerde desen zaten korkar olmuş ne isimlerin yerine geçmek istiyorlar ne de nesnelerin. Zarflar mı? Onlar zaten kaybolmaya yüz tutmuş manasız edatlar, bağlaçlar ve zamanın getirdiği anlamsız belirteçler içinde.

Böyle bir ders işlerken; arabaların bagajsız, kıyafetlerin yakasız, çayın simitsiz, yaraların bantsız, tavlanın zarsız, kumarın hileli, yolların ışıksız, barutun ateşsiz, limanın gemisiz, dolunayın sinirli, mendillerin tersiz, kalplerin yersiz olduğunu da gördüm. Ama bir şey dikkatimi çekti, ülkeler için kullanılan zamirin ve isimlerin kadın’a ait olduğunu gördüm.  Savaşların, zulümlerin, kavgaların, ayrışmaların, katliamların, kıyımların, göçlerin, yok olmaların, kaçmaların, ölümlerin, felaketlerin, tükenmelerin nedeni olan ‘ülkeler’ genellikle kadınlar için kullanılan o şahıs zamiriyle anılıyordu. 

Oysa kadın! Bu şekilde anılmamalıydı. Çölde çiçek olan, yurtta barışı temsil eden, aile içinde teraziyi ayarlayan, toplumların ışığına yön veren kadın (she) bu şekilde ülke isimlerinin yerine geçen zamiri temsil etmemeliydi. Bu ülkeler halihazırda olsa olsa ‘it’ olurdu.
Temsiliyet derken bu ülkeleri temsil eden evrensel zamirin ‘it’ olması gerektiğini şimdi daha iyi düşünüyorsunuz değil mi? Peki gelelim bir temsiliyete daha ‘diyanet’ neyi temsil ediyor? Bilmem kaç bininci gününde; Kurtuluşun lideri, ülkemizin kurucusu, saygıyı sonsuza dek hak eden, sevgiyi ise kalplerdeki vicdana bırakarak giden Ulu Önder’e bir dua için yine hutbede yer vermedi. Ben İngilizcede bir tespit yaptım sıra sizde hadi bakalım sessiz bir şekilde kalbimize dokunduğunu sanarak Ata’yı unutturmak isteyen temsili kurumlar için ne düşüneceksiniz…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI