Youtube Kanalımız


Sanlıurfahaber

ŞEHRİ SU BASARSA AFET DEĞİL, CEHALETİN KENDİSİDİR…

İstanbul’da yağan yağmurun yarattığı olumsuzlukları anlatan veşehrin su gölüne döndüğünü söyleyen Jeofizik mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Melih Baki, “Dere yataklarını imara açarsanız, şehri su basar” dedi.Jeofizik mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Melih Baki ile depremler ve deprem gerçeklerini konuşmak adına bir araya geldik.
Bu haber 2017-07-20 17:14:57 eklenmiş ve 91120 kez görüntülenmiştir.

İstanbul’da yağan yağmurun yarattığı olumsuzlukları anlatan veşehrin su gölüne döndüğünü söyleyen Jeofizik mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Melih Baki, “Dere yataklarını imara açarsanız, şehri su basar” dedi.

ŞEHRİ SU BASARSA AFET DEĞİL, CEHALETİN KENDİSİDİR…

Jeofizik mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Melih Baki ile depremler ve deprem gerçeklerini konuşmak adına bir araya geldik. Depremlerin hayatımızda mutlaka var olması gerektiğini vurgulayan Baki, “Yaşadığımız bu gezegende tüm canlılar deprem olmazsa mümkün değil yaşayamazlar. Ayda 6 tane deprem istasyonu var, hiç deprem olmuyor. Ayda hayat yok, diğer gezegenlerde de deprem istasyonları var hiç deprem olmuyor, hiçbirinde hayat yok. Deprem olduğu yerde hayat vardır. Depremler kesildiği zaman insan ömrü, tüm yaşayan canlıların ömrü, 8-10 yılı bulmaz. Çünkü sular bittiği zaman hayat bitecektir” diye konuştu.

Deprem biliminin ilk defa 1755 tarihinde Lizbon depreminde ortaya çıktığının altını çizen Baki, “1755 yılına gelinceye kadar Lizbon depremine kadar, dünyada nerede deprem olsaydı, ya Allah’tan ya da Allah tarafından cezalandırılıyor, diye toplum aldatılırdı. Fakat Lizbon 1755 yılından sonra dünya tarihinde yer bilim tarihinde, deprem tarihinde, kent, deprem, bina – zemin tarihinde bir devrim oldu. Halkın krala olan depremin Allah’tan tarafından cezalandırılıyorsunuz demesine tepki göstermesi ve kral depremi araştırın demesiyle bir devrim yaşanır. Ve böylece deprem biliminin çıkışı doğar” dedi.

Jeofizik nedir, Jeofizik mühendisliğinden bahsedebilir misiniz?

Jeofizik, yer bilimi diye adlandırdığımız, yer atında örtülü petrol, maden, su ve hangi sorun olursa olsun yeraltını görüntüleyen, röntgenini çeken, renkli filmini çeken bir bilim dalıdır. Peki, nasıl doğmuştur? Jeofiziği üç ana bölüme ayırmak lazım, birinci ana bölümde, eskiden deprem olduğunda deprem nerede oldu, kaç büyüklüğünde oldu, nerede yıkım varsa oradan fay geçirirlerdi. Fakat araştırmalar sürdükçe bunun böyle olmadığı ortaya çıktı. İkinci aşamada dünyada en önemli enerji olarak bildiğimiz ve dünya ekonomisinin üzerinde durduğu petrol aramalarında yeri gözetliyorsunuz. Üçüncü aşamada, kentleşmeyle ilgili binalar neden yıkılıyor? Yer bilimine baktığınız zaman öncelikle coğrafya bilimi ortaya çıktı. Ama coğrafya bilimi yetersiz kaldı. Yetersiz kalınca arkasına jeomorfoloji bilim dalı doğdu. Jeomorfoloji biraz daha sorunları araştırdı ama o da yetersiz kaldı. Jeomorfoloji çözümsüz kalınca jeoloji bilim dalı çıktı. Jeoloji bilim dalı belli bir süre götürdü ama gözlemsel olarak bakıyordu, tıkanınca aletlere dayalı jeofizik bilim dalı ortaya çıktı. Jeofizik dalını incelediğiniz zaman arşivlerde, bütün dünya ansiklopedilerinde incelediğiniz zaman yer biliminde bir devrim olarak adlandırılır.

Jeofizik ortaya çıktıktan sonra ne oldu, neler değişti?

Jeofizik ortaya çıktından sonra tıbbaröntgen girdi, ultrason girdi. Artık bütün yeraltını görüntülüyorsunuz. Ben bile yaklaşık 40 yıldan beri jeofizik bilim dalıyla uğraşıyorum her gün yeni şeyler öğreniyorum. Jeofizik bilimi ortaya çıktıktan sonra artık çoğu sorun ortaya çıktı. Örnek verecek olursak petrol aramalarında çok önemli bilinmeyen yataklar ortaya çıktı. Doğal kaynaklar ortaya çıktı, örtülü maden dediğimiz gözle görülmeyen eskiden yüzeye çıkarılırdı fakat on gün, yirmi gün, altı ay sonra biterdi, uzantılı faylar bunların hepsi bulunurdu. Şimdi yer bilimi son model teknolojiye dayalı elektrik ve elektronik cihazlar kullanarak yer altındaki hareketleri 24 saat izliyorsunuz. Yeraltındaki deprem hareketleri nerede oluyor, örtülü görmediğimiz fay, jeofizik bilimi ortaya çıktıktan sonra bu netleşti. Bu yetmedi, zemin- deprem, deprem-temel ve bina ilişkileri araştırıldı. Bina neden yıkılıyor, deprem olduğu zaman çok büyük bir enerji boşalımı oluyor, bu enerji boşalımı yeraltında deniz dalgası gibi gelir ve yaptığınız binaya vurur. Artık deprem bilimi tamamen çözülmüştür. Artık biz depremin nerede olacağını kaç büyüklüğünde olacağını nerede hangi zeminde binayı yıkacağını dünya artık jeofizik bilimi sayesinde çözdü.

LİZBON DEPREMİYLE DEPREM BİLİMi DOĞDU

1755 yılına gelinceye kadar Lizbon depremine kadar, dünyada nerede deprem olsaydı, ya Allah’tan ya da Allah tarafından cezalandırılıyor, diye toplum aldatılırdı. Fakat Lizbon 1755 yılından sonra dünya tarihinde yer bilim tarihinde, deprem tarihinde, kent, deprem, bina – zemin tarihinde bir devrim oldu. Halkın krala olan depremin Allah’tan tarafından cezalandırılıyorsunuz demesine tepki göstermesi ve kral depremi araştırın demesiyle bir devrim yaşanır. Ve böylece deprem biliminin çıkışı doğar.

Özellikle ülkemizde depremde çok fazla yıkımlar oluyor, bunların sebepleri nelerdir?

Atalarımızın, babalarımızın, dedelerimizin tarih boyunca baktığınız zaman yaptığı temelsiz evler, deprem olmadığı müddetçe ayakta kalmıştır, ne zaman deprem olmuşsa yıkılmıştır. Depremin yaymış olduğu enerji, yıkım enerjisi yer altında deniz dalgası gibi gelir. Sorun burada başlıyor, yıkımın nedeni budur. Deprem sağlam zeminlere ve kayalık zeminlere uygun bina yapmışsanız yıkmadan geçer. Gevşek su seviyesi olan killi, kumlu, çakıllı zeminlerde yavaş geçer ve yıkım gücü fazla olur. Bunun üzerine de yeraltındaki zemin ilişkileri artık çok farklı şekillerdedir, sorun burada başlıyor. Dünya bunu çözdükten sonra bütün yerleşim yerlerinde yeraltı haritaları çıkarılmadan bir bina bile dikilmez. Ama bizim ülkemizde Marmara depremine kadar bunu anlatamadık. Marmara depreminden sonra bunu anlatabildik. Yasalara girdi, kanun çıktı, fakat uygulamasına baktığımız zaman çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Denetim yok, yasaları uygulayan yok. Çok önemli bir konu var ki, yasallaştıktan sonra Marmara depreminde yıkılan tüm binaların sorumluları yargılandı, kanunda olmamasına rağmen belediye de yargılandı. Ama şimdi kanundan geçince, her hangi bir depremde yıkım olduğu zaman belediye yetkililerinin ve sahte rapor hazırlayanların hepsi yargılanacak.

ÜLKEDE DENETİM YAPILMIYOR

Belediyenin çoğu bunları uygulamıyor. Denetim yapmıyor, deprem coğrafyasında olduğumuz halde dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar sorumsuzca davranılmıyor. Bütün ülkeler bunu düzenli uyguluyor, denetliyor. Biz balık hafızalı bir toplumuz, ancak afetten afete aklımız başımıza geliyor. Daha da önemlisi yaşadığımız Anadolu Coğrafyasına baktığımız zaman tarih boyunca onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış, peki bu medeniyetlere ne oldu? Hepsi depremlerle yıkıldı. Deprem olsa afet diyorlar, deprem olmazsa dünyada hayat olmaz. Yaşadığımız bu gezegende tüm canlılar deprem olmazsa mümkün değil yaşayamazlar. Ayda 6 tane deprem istasyonu var, hiç deprem olmuyor. Ayda hayat yok, diğer gezegenlerde de deprem istasyonları var hiç deprem olmuyor, hiçbirinde hayat yok. Deprem olduğu yerde hayat vardır. Depremler kesildiği zaman insan ömrü, tüm yaşayan canlıların ömrü, 8-10 yılı bulmaz. Çünkü sular bittiği zaman hayat bitecektir.

DERE YATAKLARI İMARA AÇILDI

Eğer bu ülke bizimse, gidecek başka ülkemiz yoksa insan hayatı en kutsalsa en öncelikliyse bunun önlemini almak zorundayız. Bu da bellidir, artık dünya bunu çözmüştür. Jeofizik uygulamaları olmadığı zaman hiçbir şey olmaz. Bir iki dönem belediye başkanlığı yapmış, belediye de görev almış imar müdürleri daha yasayı okumamış. Belediye yasalarını okumadan belediyeyi idare ediyorlar. Bu olayın deprem boyutudur. İstanbul bir yağmur yağdığı zaman afet diyorlar, ne afeti? Tarih boyunca milyonlarca yıl doğanın oluşturduğu boşaltım sistemleri vardır, dere yataklarıdır bunlar. Siz dere yataklarını imara açarsanız, işte böyle şehri su basar, bu afet değildir, cehaletin kendisidir. Bunun adı,toplumu idare edenlerin kendilerinin yarattığı afettir. İnsanın boşaltım sistemini yok edin ne olur, tuvaletsiz ev alır mısınız? Doğa yaşayan bir varlıktır, on binlerce yıldır bunu oluşturmuştur, yani bu dere durup dururken oluşmamıştır. Dere yataklarını kendisine boşaltım yeri yapmış, sen bunu imara açıyorsun, peki yağan yağmur, su nereye gidecek? Bu felaket değildir, asıl felaket bunu farkında olmayan yöneticilerdir. Dere yataklarını imara açmayın, yeşil alan yapın, yeşil alana ihtiyacınız vardı. Bir kent yaratmak o kadar kolay ki, hele bizim yaşadığımız kentte içinde nehir geçen dünyada kaç kent var? Eğer bu kent yaşanmaz hale gelmişse bugüne kadar seçtiğimiz belediye başkanlarından kaynaklanmaktadır. Bugüne kadar maalesef Türkiye’de belediye başkanlığı fotoğrafına konacak bir tane adam gelmemiştir. Eğer gelseydi, bizim bu coğrafyadaki kentlerimiz cennet gibi olurdu. Rant, kamu yararından, insan hayatından önce gelirse her zaman bu doğa olayları başımıza afet olarak gelecektir.

Kentsel dönüşümle ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Kentsel dönüşüm nasıl ortaya çıktı? Eğer bunu belediyeler, belediye başkanları bilmiyorsa derhal görevi bırakmaları lazım. Yaşanmaz kentler şimdiki Adana gibi Türkiye’de ki kentlerimiz gibi, kentsel dönüşümün birinci koşulu gece kondu mahalleleri, yerleşim alanlarıdır. İkincisi heyelan tehdidi altında olan yerler. Sel tehdidi yok ise, heyelan tehdidi yok ise öncelikle alt yapısı olmayan, sosyal ve ticari anlamda olmayan, gece kondu özelliğini kazanmış mahalleden başlanır. Bugüne kadar bunlarla ilgili bir uygulama görmedik, uygulanmadı. Üçüncü aşamada ise, kenti uluslararası ticari merkez yapmak için kentsel dönüşüme gidilir. Türkiye’de bugüne kadar kentsel dönüşüm ile ilgili su saydıklarımla alakalı bir tek yer bile yapılmadı. Hep daha vahim olmuş. Rant yeri yükselen yerlerde yoksulların ekonomik gücü olmayan vatandaşların kent merkezinden kovulması, göçe zorlanması yapılmıştır. Bu yasa yönetmelikte izin vermeyince riskli alan çıkardılar. Örneğin belediye evleri riskli alan dendi. Belediye evlerinde heyelan tehdidi yok, sel tehdidi yok, alt yapısı diğer gecekondular gibi değil ama riskli bölge ilan edilmiş durumda. Riskli bölge denildiği zaman vatandaşın hiçbir hak talebi yoktur. Riskli bölge diyorlar 12-13 kat çıkacaklar. Oradaki vatandaşı göçe zorlayıp rant elde ediliyor. Hilton otelinin bulunduğu bölge riskli bölge değil ama etrafındaki her yer riskli bölge. Oradaki ekonomik durumu iyi olmayan insanların rant yüzünden göçe zorlanması yapılmaktadır. Ülkedeki kentsel dönüşümü doğru bulmuyorum.

Depremle ilgili çalışmalarınız devam ediyor mu?

Akdeniz bölgesine baktığımızda son yıllarda özellikle normalin üzerinde bir sistik deprem aktivitesi var. Bunun Akdeniz bölgesinde görülmesinin tek nedeni üç-dört yıl öncesine kadar Afrika Kıtası bize yılda iki buçuk, üç santim hızla geliyordu. Şimdi altı santimetre yükseldi. Onun için Akdeniz şu anda depremlerle en yoğun sistik dönemini geçiyor. Ne getirir derseniz, depremleri yaşayacağız. Ama ancak tehlikeyi gördüğümüz zaman konuşmamız lazım, Adana depremi gibi, İstanbul depremi gibi. Biz 24 saat izliyoruz, risk gördüğümüz zaman biz bunu açıklayacağız, ama doğru verilerle basın vasıtasıyla açıklayacağız. Şu anda bölgemizde en riskli alan Hatay’da, yaklaşık dört yıldan beri bir tek sinyal alamıyoruz, orada bir kitlenme var. Şu an izleme halindeyiz, olası bir tehlikede haber vereceğiz. Şu an depremle ilgili çalışmalarımız devam ediyor.

ETİKETLER : Pınar Aytekin
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Okumak İsterseniz -Diğer RÖPORTAJ haberleri

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket

Çukurova Metropol Gazetesi
©Copyright 2013 Çukurova Metropol Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu yazılım MSG Bilişim 0322 454 50 50 Tarafından Editlenmiştir.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
TV
porn